‘Irkçı saldırıların asıl nedeni iktidarın ötekileştirici dilidir’

  • 09:05 22 Temmuz 2021
  • Güncel
Dilan Babat 
 
ANKARA - Başta Kürtler olmak üzere farklı kimliklere yönelik ırkçı saldırılardaki artışa dikkat çeken HDP Emek Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse, saldırıların nedenini iktidarın ‘ötekileştirici’ dilinden dolayı yaşandığını söyledi. Şaziye ayrıca, saldırılara dair açılan soruşturmaların ‘adli vaka’ olarak gösterilip üstünün kapatılmaya çalışıldığına işaret etti. 
 
İktidarın kutuplaştırıcı dili, Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde etkisini göstermeye başladı. Söz konusu etkinin yol açtığı Kürtlere dönük ırkçı saldırılar çoğalarak devam ederken, yaşanan bu saldırılar karşısında yapılan çağrılara rağmen, iktidarın ötekileştirici dili bırakmak yerine söylemleriyle Kürtlere dönük saldırıların önünü açması ise tepkiyle karşılanıyor. 
 
Ötekileştirici dilin yol açtığı saldırılardan biri önceki gün akşam saatlerinde Ankara'nın Altındağ ilçesinde yaşandı.  Mardinli bir aile Kırıkkaleli bir ailenin silahlı saldırısına maruz kaldı. 
 
Yine belli aralıklarla Konya'nın Meram ilçesinde bulunan Çarlıköy ve Bahçeşehir mahallelerinde iki aile de ırkçı saldırıya maruz kaldı. 
 
Son 10 yılda 280 ırkçı saldırı 
 
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 yılına dair yayımladığı rapora göre son 10 yılda 280 ırkçı saldırı yaşandı. Rapora göre, Suriyeli mülteciler ve Kürt mevsimlik işçiler başta olmak üzere birçok kesime yönelik ırkçı saldırıların sayısındaki artışın sebebi ise “cezasızlık” olarak gösteriliyor. Yine İHD’nin raporuna göre, ırkçı saldırılar sonucunda 5 kişi yaşamını yitirirken, bin 97 kişi ise yaralandı. 
 
Raporda yer alan 2020 yılı ve son 7 ay içerisinde gerçekleşen ırkçı saldırılardan bazıları şu şekilde: 
 
*Türkiye'ye gelen 19 yaşındaki Afgan Hafizzullah, 30 Mayıs 2020 tarihinde kağıt topladığı sırada İstanbul'un Ataşehir ilçesinde kesici aletle katledildi.  
 
*31 Mayıs 2020 tarihinde Ankara'nın Etimesgut ilçesi Alsancak Mahallesi’nde Ağrı Patnoslu Barış Çakan (20) Kürtçe müzik dinlediği için kalbinden kesici aletle katledildi. 
 
*7 Haziran 2020 tarihinde Taha B. Hatay'ın Reyhanlı ilçesine bağlı Uzunkavak Mahallesi’nde komşuları olan Suriyeli mülteci Yusuf’un ailesine ateşli silahla saldırdı. 
 
*22 Ağustos 2020'de Sakarya'da fındık bahçesinde çalışan Mardinli bir aile, işverenleri tarafından ırkçı saldırıya uğradı. Saldırıda kadınlar da yararlandı. 
 
*19 Temmuz 2021'de Afyonun Sultandağı ilçesine bağlı Dereçine beldesinde mevsimlik tarım işçisi Kürtlere ırkçı saldırı gerçekleşti. Saldırıda 2'si kadın 7 kişi yararlandı.
 
* 12 Temmuz 2021'de Konya’nın Meram ilçesinde bulunan Bahçeşehir Mahallesi'nde yaşayan bir Kürt aile de 12 Temmuz’da aynı mahallede yaşayan ırkçı grubun saldırısına uğradı. 4'ü kadın 7 kişi yaralandı. 
 
*20 Temmuz 2021'de Ankara'nın Altındağ ilçesinde Kırıkkaleli bir aile Mardinli bir aileye ateşli silahla saldırdı. Saldırıda 1 kişinin hayati tehlikesi devam ederken, 4 kişi yaralandı.  
 
*20 Temmuz 2021'de Konya'nın Meram ilçesinde bulunan Çarıklıköy'de 20 yıldır ikamet eden Diyarbakırlı bir aileye ırkçı saldırı gerçekleşti. Saldırıda bir kişi yaşamını yitirdi. 
 
Neredeyse her yaz mevsimiyle beraber tarım işçiliği için Türkiye’nin farklı kentlerine giden başta Kürtler olmak üzere farklı kimliklerde birçok kişi ırkçı saldırılarla karşı karşıya kalıyor. 
 
Irkçı saldırılardaki artışa ilişkin Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emek Komisyonu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse ile konuştuk. 
 
‘Saldırıların nedeni ötekileştirici dil’
 
Saldırıların ne ilk ne de son olduğunu söyleyen Şaziye, “Bunun nedeni iktidarın ötekileştirici dili. Bu, insanları kendi topraklarında tarım yapmaktan yoksun bırakarak, insanların Türkiye’nin dört bir yanına mevsimlik tarım işçileri olarak gitmelerine kanal açmaktır. İktidarın uyguladığı tarım politikalarına baktığımız zaman aslında tarıma elverişli olan alanları boş bırakmak. Urfa'da, Diyarbakır'da binlerce tarım arazisi atıl durumda bekletiliyor. Çünkü uygulanan elektrik ve su politikaları DEDAŞ gibi bir belayı insanların başına sarmaları korkunç faturalar, tarım giderlerin sürekli zamlanması bu insanların kendi tarım arazilerinde çalışmak yerine her sene ülkenin farklı yerlerine göç etmek zorunda kalıyorlar. Yine iktidarın kullandığı ayrımcı dil nedeniyle çeşitli hakaretlere uğruyorlar ve saldırıların hedefi haline geliyorlar" dedi.  
 
Esas sorun ‘iş hukuku’ tanımının olmaması
 
Esas sorunun tarım işçileri arasında “iş hukuku” tanımının olmamasına bağlayan Şaziye şöyle devam etti: “Bu tanım yapılmadığı sürece bu insanların ne ücret problemleri ne sosyal güvenlik problemleri, beslenme, barınma, sağlık, eğitim sorunu çözülmeyecek. HDP olarak çeşitli çalışmalar yürütüyoruz, tarım komisyonumuz da benzeri çalışmalar yürütüyor. Önceliğimiz 'iş hukuku' içerisinde tanımlanma ve bir sosyal güvenliğe kavuşturma. Bu insanların en başta sosyal güvenlikleri sonra can güvenlikleri sağlanacak. Öncelikli olarak, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını çözmek için adımlar atacağız, sendikalaşmanın önündeki engeller belli ve örgütlülüğün önünde iktidar birebir örgütsüzleştirme hamlesini sürdürüyor. Ama örgütlenmenin çeşitli biçimleri vardır. Kooperatiflerle birlikte dayanışma ağları ile önümüzdeki süreçlerde mevsimlik tarım işçilerinin örgütlenmesini sağlayacağız.  Çünkü 'iş yasasının' içerisinde benzeri olmasa bile denizcilik ve basın işçileri ile ayrı düzenlemeler yapılmasına rağmen mevsimlik tarım işçileri bunun dışarısında tutulmuştur. Bu yönde de çeşitli adımlarımız olacak, yasa teklifleri ile olayı gündemleştireceğiz." 
 
‘Irkçı saldırılar ‘adli vaka’ olarak gösteriliyor’
 
Irkçı saldırıların “adli vaka” olarak kayıtlara geçtiğini dile getiren Şaziye, 19 Temmuz’da Afyon’da mevsimlik tarım işçilerine yönelik saldırıyı hatırlattı. Saldırıda yaralananların hastanede tedavisi yarım bırakılarak ifade vermeye götürüldüğüne dikkat çeken Şaziye, “Çalıştıkları alanlarda kolluk güçlerinin aslında olayları ‘adli vaka’ gibi göstererek, üstünün kapatılmasıyla bir biçimde insanlar, cezasız bırakılarak bu saldırılara yol açılıyor. Hukuksal boyutuna baktığımız zaman en son Sakarya’da yaşanan ırkçı saldırıda hala bir sonuç alamadık. Bunun nedeni ise olayın ‘adli vaka’ olarak gösterilmesi. Bu olaylar ırkçı saldırı olarak tanınmıyor, sürece bırakılıyor, aileler tehdit ediliyor, bazen ileler oraya yeniden çalışmaya gideceği için şikayet etmekte dahi çekimser kalabiliyor. Bu cezasızlık durumu, ırkçı saldırılarda bulunanları cesaretlendiriyor. Bu ırkçı saldırıların bir kaçında dahi dava açılıp sonuçlanmış olsaydı,  geri adım olacaktı. İnsanlar mağdur edilmeyecekti” diye konuştu.